Yeni düzenleme ne getiriyor?

2026 yılında yürürlüğe giren önemli vergi düzenlemelerinden biri, Türkiye’ye yeni yerleşen gerçek kişilerin yurt dışından elde ettikleri kazanç ve iratlara yönelik 20 yıllık gelir vergisi istisnasıdır.

7582 sayılı Kanun ile Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen mükerrer 20/D maddesi, özellikle uzun süredir yurt dışında yaşayan ve Türkiye’ye taşınmayı planlayan kişiler açısından önemli sonuçlar doğurabilecek yeni bir düzenleme niteliğindedir. Uygulamanın ayrıntıları ise 4 Temmuz 2026 tarihli 333 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile belirlenmiştir.

İstisnanın temel şartı nedir?

Düzenlemeden, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren Türkiye’de yerleşmiş sayılan ve Türkiye’de yerleşmiş sayılmadan önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgâhı ve engelleyici nitelikte vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişiler yararlanabilmektedir.

Dolayısıyla düzenleme yalnızca yabancı ülke vatandaşlarına yönelik değildir. Uzun süredir yurt dışında yaşayan ve şartları sağlayarak Türkiye’ye kesin dönüş yapan Türk vatandaşları açısından da uygulama alanı bulunabilir.

Öte yandan geçmiş üç yıllık dönemde Türkiye’de yalnızca gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı veya değer artışı kazancı nedeniyle vergi mükellefiyetinin bulunmuş olması, Kanunda özel olarak istisna edilmiş ve tek başına 20/D’den yararlanmaya engel sayılmamıştır.

Hangi gelirler 20/D kapsamında değerlendirilebilir?

İstisnanın temel konusu, şartları sağlayan kişinin Türkiye dışında elde ettiği kazanç ve iratlardır.

Gelir İdaresi Başkanlığının Tebliğde verdiği örneklerde, yurt dışındaki bir şirketten elde edilen kâr payı ile yurt dışında bulunan bir gayrimenkulden elde edilen kira gelirinin istisna kapsamında olduğu açıkça gösterilmektedir.

Bununla birlikte her yurt dışından gelen para otomatik olarak 20/D kapsamında değerlendirilmemelidir. Gelirin kaynağının, faaliyetin nerede gerçekleştirildiğinin ve kazancın gerçek niteliğinin ayrıca incelenmesi gerekir.

Örneğin Türkiye’de yürütülen bir mesleki faaliyetten elde edilen kazanç, müşterinin yurt dışında bulunması veya ödemenin döviz olarak yapılması nedeniyle kendiliğinden yurt dışı kazancı haline gelmez. Nitekim 333 Seri No.lu Tebliğde, Türkiye’de faaliyet gösteren bir mühendisin yurt dışındaki müşterilerine verdiği belirli danışmanlık hizmetlerinden elde ettiği serbest meslek kazancının 20/D kapsamında olmadığı açıkça belirtilmiştir.

Bu nedenle özellikle yurt dışı yatırım portföyleri, yabancı şirketlerden elde edilen temettüler, yurt dışındaki gayrimenkuller, finansal varlıklar ve sınır ötesi faaliyetlerden elde edilen gelirlerde, gelirin kaynağının işlem bazında değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

Türkiye’de ayrıca ticari veya mesleki faaliyette bulunulabilir mi?

20/D uygulaması, kişinin Türkiye’de hiçbir ekonomik faaliyette bulunmamasını gerektiren bir düzenleme değildir.

Şartları sağlayan kişi Türkiye’de ticari veya mesleki faaliyette bulunabilir ve Türkiye kaynaklı gelirleri nedeniyle vergi mükellefi olabilir. Ancak bu gelirler 20/D istisnasından yararlanmaz ve genel hükümlere göre vergilendirilir.

Buna karşılık 20/D kapsamında bulunan yurt dışı kazanç ve iratlar için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmez; kişinin Türkiye’deki diğer gelirleri nedeniyle beyanname vermesi gerekiyorsa da istisna kapsamındaki yurt dışı gelirleri bu beyannameye dahil edilmez.

Dolayısıyla Türkiye’ye taşınan bir kişinin aynı anda hem Türkiye’de vergilendirilen aktif bir faaliyeti hem de şartları sağlayan 20/D kapsamındaki yurt dışı gelirleri bulunabilir.

“Türkiye’de yerleşmiş sayılma” tarihi neden önemli?

Uygulamadaki en önemli konulardan biri kişinin hangi tarihte Türkiye’de yerleşmiş sayıldığının doğru tespit edilmesidir.

Gelir Vergisi Kanunu’nun 4. maddesinde Türkiye’de ikametgâhı bulunanlar ile bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanların Türkiye’de yerleşmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Bununla birlikte somut olayın özellikleri, kişinin önceki ülkedeki yaşamı, oturma veya çalışma izinleri ve Türkiye’ye kesin dönüş/yerleşme durumu değerlendirmeyi etkileyebilir.

Gelir İdaresi Başkanlığının 13 Ekim 2026 tarihli güncel özelgesinde de, özellikle uzun süre yurt dışında yaşayan kişiler bakımından ikametgâh kayıtlarının tek başına değil; yurt dışındaki oturma veya çalışma izinleri ve fiili durumla birlikte değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin önemli açıklamalar yapılmıştır.

Bu nedenle 20/D incelemesinde yalnızca Türkiye’ye giriş tarihi veya ikamet izni tarihine bakılarak sonuca ulaşılması her durumda yeterli olmayabilir.

İstisna otomatik olarak uygulanmıyor

20/D’den yararlanabilmek için süresinde vergi dairesine başvurularak “Yurt Dışından Elde Edilen Kazanç ve İratlar İçin İstisna Belgesi”nin (EK-1) alınması gerekmektedir.

Genel kural olarak başvurunun, kişinin Türkiye’de yerleşmiş sayıldığı takvim yılının sonuna kadar yapılması gerekir. Kişinin takvim yılının son iki ayında Türkiye’de yerleşmiş sayılması halinde ise başvuru süresi takip eden yılın Şubat ayı sonuna kadar uzamaktadır.

Vergi dairesi başvuru sırasında kişinin önceki üç takvim yılındaki ikametgâh ve vergi mükellefiyeti durumunu ve başvuru tarihinde Türkiye’de yerleşmiş sayılıp sayılmadığını kontrol etmektedir.

20 yıllık istisna önemli; ancak dosya başlangıçta doğru kurulmalı

GVK mükerrer 20/D, Türkiye’ye yeni yerleşen ve yurt dışında yatırım veya gelir kaynakları bulunan kişiler açısından oldukça önemli bir vergi düzenlemesidir. Ancak uygulamanın yalnızca “yurt dışından gelir elde ediyorum” şeklinde değerlendirilmesi doğru değildir.

Özellikle Türkiye’de yerleşmiş sayılma tarihi, önceki üç takvim yılındaki vergi statüsü, gelirin hangi ülkede ve hangi kaynaktan elde edildiği, Türkiye’de ayrıca yürütülen ticari veya mesleki faaliyetler ve yabancı yatırım portföyünün yapısı birlikte değerlendirilmelidir.

Şartların gerçekte taşınmadığının daha sonra tespit edilmesi halinde, istisna nedeniyle zamanında tahakkuk etmeyen vergilerin vergi ziyaı cezası ve gecikme faiziyle birlikte aranabilmesi mümkündür. Bu nedenle özellikle yüksek tutarlı yabancı yatırım geliri bulunan kişiler açısından Türkiye’ye yerleşme ve vergi mükellefiyeti sürecinin başlangıçtan itibaren birlikte planlanması önemlidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İstisnanın uygulanabilirliği kişinin ikamet, vergi mükellefiyeti ve gelir kaynaklarının özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynaklar ve mevzuat